Beşir Eryarsoy ile Sözlü Tarih Görüşmesi

07 04 2017
Share Tweet Pin it

(1950, Mardin)

"Ben ailenin en küçük çocuğuyum. Gözlerimi açtığım zaman ilkokula gitmeden önceki yıllarda, yani 1957 yılında, ilkokula başladım. Babamın çalıştığı yerde, dükkanında da rafların üzerinde en azından yüzlerce cilt kitap vardı. Evimizde de ona ait yüzlerce cilt kitap vardı. Bu, ben daha okula başlamadan bile kitaplara karşı bende bir ilgi uyanmasına sebep oldu. Muntazam okurdu ve bilhassa Kur’an-ı Kerim okumayı hiç sektirmezdi. Çok harika bir mushafı vardı; 11 satırlık kadırgalı hattı. Ben de yani hiçbir şey anlamadığım halde, okumayı bilmediğim halde, zannederim 5 veya belki de 4 yaşlarımdan itibaren o mushafın yazısındaki güzellik adeta beni büyülemişti o zamanlar. Bu sanırım bir parça kitap okuma ilgisini de uyandırmış oldu. Böylece tahmin ederim biraz doyumsuzca bir okuma zevki oluşmuştu bende. Çünkü o zaman gazete kağıdından kese kağıtları yapılırdı. Okuyacak bir şey bulamadığımız zaman onu söker ne yazıyor diye bakar okurduk. İlkokuldan itibaren evimize aşağı yukarı iki gazete girerdi o günün şartları içerisinde. Birisini iki numara abim alırdı: Cumhuriyet Gazetesi. Benden birkaç sene önce okula başlamış olan, ifade yerindeyse, ki bizde ilk okuyan o. Öbürü, büyük abim bahsettiğim, gece mektebinde okuma-yazma öğrenmişti. O zaman için gece okulları vardı, gece mektebi denirdi. Benden önceki abim de benden 2-3 sene önce lisede okudu. Onun vasıtasıyla da o zaman için, yani isimlerini de söylemekte bir sakınca görmüyorum, Milliyet Gazetesi giriyordu zaman zaman. Daha sonra ben İmam Hatip’e başlayacağım zaman üçüncü, dördüncü gazete girmeye başladı. Ben de o zaman için yayınlanmakta olan ve bizim cenahın okuyabileceği biricik gazeteler durumunda olan Babıalide Sabah, Şevket Eygi’nin çıkardığı Bugün Gazetesi, daha sonra da Bizim Anadolu Gazetesi…"


İlgili Mülakatlar